SARHOŞLUK Âyette geçen سكارى [sükârâ] sözcüğü, سكر [sekr] sözcüğünün türevlerindendir. Sekr sözcüğü Lisânu'l-Arab'da sahv'ın karşıtı olarak gösterilmiştir. [Lisân, 4/623, "Skr" mad.] Bu durumda sekr sözcüğünün tam olarak anlaşılabilmesi için, sahv sözcüğünün de ne anlama geldiğinin bilinmesi gerekir. Allâme İbn Manzûr, صحو [sahv] sözcüğünü şöyle açıklamıştır: Sahv, "bulutun gitmesi, gökyüzünün berraklığı, sarhoşluğun gitmesi, bâtılın, kontrolsüzlüğün bırakılması" demektir. [Lisân, 5/285, "Sahv" mad.] Buradan anlaşıldığına göre, sözcük, doğa olayları için vaz' edilmiş; günün aydınlığı [gökyüzünün buluttan, sisten, tozdan, dumandan arınıklığı] sahv, tersi [gökyüzünün bulutlu, sisli, tozlu, dumanlı olması] de sekr olarak isimlendirilmiştir. Görüldüğü gibi sükârâ sözcüğü, sadece alkollü içeceklerin etkisiyle meydana gelen sarhoşluğu/kafanın dumanlı oluşunu ifade etmez. Sukr terimi geniş anlamıyla, insanın melekelerini tam olarak kullanmasını engelleyen zihinsel bulanıklıkların tümünü ifade eder. Çünkü akıl bulanıklığı, herhangi bir uyuşturucu etkisiyle meydana gelebileceği gibi; uyku, şehvet, korku, acı, panik, stres gibi şeyler sebebiyle de meydana gelebilir. Nitekim Kur'ân'da, alkollü içeceklerin etkisi dışında oluşan sarhoşlukla ilgili âyetler de mevcuttur: ~Ölümün sarhoşluğu gerçekten gerçek ile gelmiştir de: –"Ey insan! İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir."– [Kaf/19] ~Ve Biz, onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak da onlar oradan yukarı yükselseler bile, kesinlikle "Gözlerimiz döndürüldü/bulandırıldı. Aslında biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir. [Hicr/14-15] ~–Sen ömründe bunlar gibi şehvet çılgınlığı içinde bocalayıp duran rezilleri hiç görmedin.– [Hicr/72] ~Ey insanlar! Rabbinizin koruması altına girin, şüphesiz kıyametin kopuş anının sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden vaz geçer. Ve her hamile kadın taşıdığını bırakır. Ve sen, insanları sarhoş olmadıkları hâlde sarhoş görürsün. Velâkin Allah'ın azabı çok şiddetlidir. [Hacc/1-2] Sonuç olarak insanlar; içki veya uyuşturucunun etkisindeyken [uykulu, korkulu, acılı, ağrılı ve stresli iken] salâta katılmamalıdırlar.