Çoğu kaynak kitaplarda, “zina”nın sözlük ve terim anlamlarının aynı olduğu ileri sürülmüş ve “الزّنى zina”; “Bir kadınla nikâhsız veya haksız olarak cinsel temasta bulunmak.” diye tanımlanmıştır.

Bizim araştırmalarımıza göre ise, “sıkışmak” anlamındaki “زنى zny” kökünden türemiş ve müfaale babından mastar kalıbında bir sözcük olan “zina” sözcüğünün sözcük anlamı, işteşlik olarak; “sıkışmak, karşılıklı olarak dara, sıkıntıya düşmek” demektir. (Lisan ül Arab; c:4 s:418)

Demek oluyor ki “nikâhsız ve haksız cinsel temas” eylemi, tarafları sıkıntıya soktuğu için “zina” sözcüğüyle ifade edilmiştir.

Çok kapsamlı bir eylem olan “zina” üzerinde fıkıhçılar da önemle durmuşlar ve “zina”yı terim olarak şöyle tanımlamışlardır: “Zina; İslâmî hükümlerle yükümlü bulunan bir erkeğin, kendisine cinsel istek duyulacak yaştaki diri bir kadına, İslâm ülkesinde nikâh akdine veya cariyelik gibi haklı bir nedene dayanmaksızın önden cinsel temasta bulunmasıdır.”

Her tanım için geçerli olan “efradını cami, ağyarına mani (tüm elemanlarını kapsayan, elemanı olmayanları dışlayan)” kuralının, bu tanıma da uygulanması sonucu, bazı davranışların “zina” kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Nitekim İsra suresinin 32. ayetindeki “zinaya yaklaşmayın” emrine aykırı olarak insanları zinaya yaklaştırdığı için haram olan; öpmek, sarılmak, uyluk arasına sürtünmek gibi hareketler, zina hükmünde değerlendirilmemiştir. Çünkü fıkıhçılar, “zina”nın tarifinde yer alan “önden cinsel temasta bulunma” eyleminin ancak, erkeğin cinsel organının en az sünnet yerinin (haşefe) kadının cinsel organına girmesi durumunda gerçekleşmiş olacağı hususunda hemfikir olmuşlardır. Benzer şekilde, akıl hastası, ölü kadın, hayvan veya ergenlik çağına gelmemiş olan ve kendisine cinsel istek duyamayan kız çocuğu ile yapılan cinsel temaslar ile erkek veya kadınla arkadan yapılan cinsel temaslar da, her biri ayrı ceza gerektiren birer suç olarak kabul edilmesine rağmen zina kapsamına sokulmamıştır. Uygulamada, bir cinsel ilişkinin zina sayılabilmesi için gerekli görülmüş bir diğer şart ise, “ilişkinin tarafları olan erkek ve kadının karşılıklı rıza içinde bulunmaları” şartı olmuştur. Buna göre, zorla gerçekleştirilen bir cinsel ilişkide kadının zina ile suçlanması mümkün görülmemiş, buna karşılık erkeğin, gerçekleşmiş bir cinsel ilişkide zorlandığını ileri sürmesi ise, bir erkeğin cinsel ilişkiyi istememesi hâlinde ne ereksiyon ne de cinsel ilişki gerçekleşmeyeceğinden kabul edilmemiştir.

Nişanlıların cinsel ilişkisi

Nişan, evlenme isteğinin karşı tarafa (eğer kişi reşit değilse ailesine) bildirilmesinden ibarettir. Tarafların birbirlerini tanımalarına yönelik bir uygulama olan nişanlılık döneminin evlilikle sonuçlanması zorunlu olmadığından, taraflar bu dönem içinde başlangıçtaki isteklerinden vazgeçip ayrılma kararı da verebilirler. Bu süreçte nişanlılar, tüm dünya medenî yasalarında olduğu gibi, “aile” sayılamazlar ve evlilikten doğacak haklarını kullanamazlar.

Ne var ki, bazı toplumlarda halkın uyguladığı nişan, aslıda nikâhın kendisidir. Çünkü bu uygulamada aileler, nişanı evlilikle sonuçlandırma konusunda akitleşirler ve bu akitlerini de merasimle ilân ederler. Hatta mehirin bir kısmını da, kesin kararlarının bir nişanesi olarak, nişan töreninde kıza takarlar. İşte bu şartlarda yapılmış nişan, bize göre nikâh hükmündedir ve taraflar birbirleri üzerinde hak sahibi durumuna geldiklerinden, cinsel birleşmeleri de zina sayılmaz.

Gerek İslâm`da ve gerekse önceki bütün semavî dinlerde bir suç ve çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiş olan zina, Rabbimiz tarafından Kur’an’da çok kınanmış ve beliğ bir ifade kullanılmak suretiyle, bu fiile yaklaşılması bile, yani bu fiilin oluşmasına yol açabilecek davranışlarda bulunmak bile yasaklanmıştır:

İsra; 32:

32.Zinaya da yaklaşmayın/ zinaya yol açacak yollardan uzak olun. Şüphesiz ki o, iğrençliktir ve kötü bir yoldur.

Peygamberimizin, kendisine biat edecek kadınlarda “zina etmeme” koşulu aramasını bildiren ve zina etmemeyi cennetlik kulların vasıflarından biri olarak gösteren Rabbimiz, Müminun suresinde ise “zina” fiilini, “cinayet” ve “şirk” ile birlikte saymak suretiyle “zina”nın, Allah’a ortak koşmak ve haksız yere insan öldürmek kadar kötü bir suç olduğunu ortaya koymuştur:

Mümtehıne; 12:

12.Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, herkesçe kabul gören/vahye uygun hususlarda sana isyan etmemeleri üzerine bağlılık yemini ederek gelirlerse, hemen onların bağlılık yeminlerini al ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Furkan; 68-71:

68-71.Ve işte Rahmân’ın kulları, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar. Allah’ın haram ettiği canı öldürmezler. –Ancak hak ile öldürürler.– Zina da etmezler. –Ve kim bunları yaparsa, günahla karşılaşır. Kıyâmet günü azabı kat kat olur ve orada, alçaltılarak sürekli olarak kalır. Ancak tevbe eden, iman eden ve sâlihi işleyenler bunun dışındadır. İşte Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ve Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Ve her kim tevbe eder ve sâlihi işlerse, kesinlikle o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.–

Müminun; 1-7:

1.Kesinlikle, inananlar durumlarını korudular/ zafer kazandılar.

2.Onlar, salâtlarında [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmalarında; toplumu aydınlatmaya çalışmalarında] gösterişsiz/ samimi olan kimselerdir.

3.Ve onlar, boş şeylerden yüz çeviren kimselerdir,

4.Ve onlar, zekâtı işleyen/vergiyi veren kimselerdir,

5-7.Ve onlar, iffetlerini koruyan kimselerdir, –eşleri veya sözleşmelerinin sahip oldukları ayrı, çünkü bundan dolayı kınanamazlar, oysa bunun ötesine gitmek isteyenler, işte onlar, sınırları aşanların ta kendileridir.–

Zina Kur’an’da üç nitelikle vasıflandırılmıştır:

İsra; 32:

32.Zinaya da yaklaşmayın/ zinaya yol açacak yollardan uzak olun. Şüphesiz ki o, iğrençliktir ve kötü bir yoldur.

Nisa; 22:

22.Ve kadınlardan babalarınızın nikâhladıklarını nikâhlamayın. Ancak geçen geçmiştir. Şüphesiz bu, çirkin bir hayâsızlıktır ve öfke duyulan bir iğrençliktir. Ne kötü bir yoldu o!

Bu nitelikler dikkate alındığında zinanın zararlarını şöyle sıralamak mümkündür:

Zina, aile kavramını yok eder!

Ailenin çekirdeğini oluşturan eşlerden birinin zina suçu işlemesi, her toplumda o ailenin dağılmasına, o yuvanın yıkılmasına yol açar. Toplumun çekirdeği olan ailelerin dağılması ise, toplumlarda meydana gelen yozlaşmaların, ilk sırada yer alan gerekçeleri durumundadır.

Zina, neslin heder olmasına yol açar!

Zina gizli işlenen bir fiil olduğu için, böyle bir ilişki sonucu doğacak çocuğun babası genellikle açıklanamaz. Açıklansa bile bu durum, çocuğun babası olarak gösterilen şahıs tarafından kolay kolay kabul edilmez. Çünkü gizli ilişki yaşayan bir kadının, aynı anda başka gizli ilişkiler içinde olması uzak bir ihtimal değildir ve kendisine babalık yüklenilmek istenen şahsın da bu ihtimali düşünmemesi mümkün değildir. Babalığın reddedilmediği hâllerde de, normal bir aile ortamı içinde olamadığı için sorunlarla büyüyecek olan bir çocuğun topluma kazandırılması oldukça zordur. Bir zina ilişkisi sonucu dünyaya gelmiş olan çocuğun psikolojisinin bozulmasına yol açan bir diğer etken de; çocuğun, bu durumu bilen çevresi tarafından horlanmasıdır. Böyle baskılar altında yetişen çocuk ise sonuçta, kaçınılmaz olarak topluma zararlı bir fert olup çıkacaktır. Bütün bunlardan daha kötüsü de, çok sık rastlanıldığı gibi, zina ilişkisi sonucu doğan çocukların terk edilmeleri, hatta öldürülmeleridir.

Zina, insanlar ve toplumlar arasında kin ve nefret oluşturur!

İnsan fıtratında var olan kıskançlık duygusu ve bir toplum baskısı olarak insanların benliklerine işlemiş olan namus anlayışı; eşin, ananın, bacının bir zina ilişkisi içine girmesi hâlinde, bu kişilerin yakınlarının olaya soğukkanlı olarak yaklaşmalarına engel olmakta, bunun sonucunda da zina; kişiler, aileler, kabileler arasında oluşan kin ve öfkeyle cinayetlere, linçlere sebep olmaktadır.

Zina, hem kadının hem de erkeğin onurunu kırar!

Aileyi, dolayısıyla da toplumu ayakta tutan iki unsurdan biri olan kadın, evde veya dışarıda çalışmak, üretmek, ekonomiye katkıda bulunmak, çocuklarının yetişmesini sağlamak, kısacası toplumun ihtiyaç duyduğu her işte var olmak zorundadır. Bu görevleri yerine getirmek ise kadının, sağlıklı ilişkiler içinde olmasını ve her türlü tacizden uzak, huzurlu bir ortamda bulunmasını gerektirmektedir.

Ama eğer kadın, hem kendi hem başkaları tarafından sadece bir seks objesi olarak görülüyorsa, bu anlayıştaki kişiler arasında zina, ne yazık ki bir yaşam tarzı hâline gelir. Zinayı alışkanlık hâline getiren bir kadın ise, aynı anlayışta olmayan toplum fertleri tarafından dışlanır, fahişe damgası yer ve rencide edilir. Böyle bir kadın, evlenip aile kurması neredeyse imkânsız olduğundan orta malı durumuna düşer ve her bakımdan heder olur. Nitekim bu duruma düşmüş nice kadının hayatlarının intiharla sonuçlandığı, herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Zina, bireyin ve toplumun sağlığını tehdit eder!

Bilindiği gibi, zührevi hastalıklar çoğunlukla, doğrudan cinsel ilişki ile bulaşmakta, dolayısıyla da zina, bu hastalıkların yayılmasında hem birey hem de toplum için en büyük tehdidi oluşturmaktadır.

İşte zina, birey ve toplum için en azından yukarıda sıraladığımız zararları oluşturduğundan, yeryüzünden kargaşayı kaldırıp adaleti sağlamak amacı ile ihdas edilmiş olan dinî hükümlerde de bu eylem yasaklanmış, yasağa uymayanlara da caydırıcı cezalar öngörülmüştür.

İslâm dininde zinaya karşı alınan önlemler:

Yüce Rabbimiz İsra suresinde “zinaya yaklaşmayın” buyurmuş, böylece de zina suçunu işlemeye yol açabilecek tüm davranışları yasaklayarak zinaya çıkan yolları genel anlamda kapatmıştır. Daha sonra ise Rabbimiz bu genel ifadeyi; zinaya yol açabilecek giyim-kuşamı ve davranışları yasaklayarak, evliliği kolaylaştırıp teşvik ederek ve evlendirme işini kamu görevi sayarak, örneklerle somutlaştırmıştır:

Nur; 27, 28:

27.Ey iman etmiş kimseler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu, düşünüp öğütlenmeniz için, sizin için daha iyidir.

28.Sonra da orada kimseyi bulamazsanız, artık size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Ve eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün; bu, sizin için daha arındırıcıdır. Ve Allah, yaptığınız şeyleri en iyi bilendir.

Nur; 58, 59:

58.Ey iman etmiş kimseler! Yasalar çerçevesinde himayenizde bulunanlar ve sizden erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız üç durumda; sabah eğitim-öğretiminden önce, öğle vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, gece eğitim-öğretiminden sonra izin istesinler. Bunlar, sizin için açık ve korumasız üç zamandır. Bunlar dışında ne size ne de onlara bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, bazınız bazınız üzerindedir. Allah, âyetleri size işte böyle açığa koyuyor. Allah, çok iyi bilendir, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır.

59.Ve sizden olan çocuklar, ergenlik çağına geldikleri zaman, artık kendilerinden önceki kişiler; ağabeyleri, ablaları izin istedikleri gibi izin istesinler. Allah, Kendi âyetlerini size işte böyle açığa koyar ve Allah, çok iyi bilendir, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır.

Nur; 30, 31:

30.Mü’min erkeklere, bakışlarından bir bölümünü kısmalarını ve ırzlarını korumalarını söyle. Bu, onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz Allah, onların yapıp ürettiklerine derin bilgi sahibidir.

31.Mü’min kadınlara da, bakışlarından bir bölümünü kısmalarını ve ırzlarını korumalarını söyle. Zînetlerini de –açıkta olanlar hariç– belli etmesinler. Örtülerini de göğüs yırtmaçlarının üzerine sarkıtsınlar. Ve süslerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınlar, yeminlerinin sahip oldukları, kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ve kadınların savunmasız yerlerini [dübür ve cinsel organlarını] henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışındakiler için belli etmesinler. Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ve ey mü’minler! Başarıya ermeniz için hepiniz topluca hatânızdan Allah’a dönüş yapın!

Nur; 32, 33:

32.Ve sizden eşi olmayanları, erkek kölelerinizden ve kadın kölelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer bunlar, fakir iseler, Allah Kendi fazlından onları zenginleştirir. Şüphesiz ki Allah, bilgisi ve rahmeti geniş ve sınırsız olandır, en iyi bilendir.

33.Ve evlenmeye imkân bulamayanlar; Allah, Kendi fazlından kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Yasalar çerçevesinde himayenize verilmiş olanlardan özgürlük yazışması/ sözleşmesi yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir iyilik görüyorsanız, hemen yazışma/sözleşme yapın. Allah’ın size vermiş olduğu Allah’ın malından siz de onlara verin. Ve basit dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, bağımsızlaşmak, evlenmek isteyen gençlerinizi taşkınlığa/ baş kaldırmaya zorlamayın, onları kesinlikle özgürlüklerine kavuşturun. Kim onları buna zorlarsa, bilinmelidir ki hiç şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

Ahzab; 59:

59.Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, üzerlerine dış giysilerinden örtsünler. Tanınıp da eziyet edilmemeleri için, bu daha uygundur. Allah çok bağışlayandır ve çok merhamet edendir.

Nisa; 34:

34.Allah’ın, bazı şeyleri bazısına fazla kılması ve erkeklerin mallarından harcamaları nedeniyle erkekler, kadınlar üzerine iyi koruyup iyi gözeticidirler. Hâl böyle olunca, sâlih kadınlar, Allah’a itaat edicidirler; Allah’ın koyduğu kurala uyanlardır, Allah’ın koruduğu şey nedeniyle henüz gelmediği hâlde başlarına gelebilecek felaketler için koruyucudurlar. Dik kafalılık yaparak kendisini taciz ve tecavüz riskine atmasından korktuğunuz kadınlara da, öğüt verin ve yan gelip yattıkları yerlerde; kendi ülkeniz sınırları içerisinde  göç ettirin ve de baskı yapın. Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa, artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

Ahzab; 32:

32-34.Ey Peygamber’in kadınları! Siz kadınlardan herhangi biri değilsiniz; eğer Allah’ın koruması altına giriyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki sonra kalbinde hastalık bulunan; zihniyeti bozuk kimse tamah eder. Sözü örfe uygun/ herkesçe kabul gören bir şekilde söyleyin. Evlerinizde vakarlı olun, ilk cahiliyet gösterişi hâlinde gösteriş yapmayın, salâtı ikame edin [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturun-ayakta tutun], zekâtı/vergiyi verin, Allah’a ve Elçisi’ne itaat edin. –Ey ehli beyt! Gerçekten Allah, sizden kiri gidermek ve sizi temizlemek ister.– Ve evlerinizde okunmakta olan Allah’ın âyetlerini ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri hatırlayın. Hiç şüphesiz Allah, çok lütfedicidir, gizliyi bilendir, her şeyin iç yüzünü, gizli taraflarını da iyi bilendir.

A’raf; 31:

31.Ey Âdemoğulları! Her mescidin yanında; toplum içinde süslerinizi alın, yiyin-için fakat savurganlık etmeyin; kesinlikle Allah, savurganları sevmez.

Nisa; 148:

148.Allah, haksızlığa uğrayanların dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Ve Allah, en iyi işiten, en iyi bilendir.

Nur; 19:

19.Şüphesiz, inanan kimseler içinde aşırılığın, iffetsizliğin yayılmasını seven kimseler, dünyada ve âhirette acı veren bir azap onlar içindir. Ve Allah bilir, siz bilmezsiniz.

İşte Rabbimiz, İsra suresinin 32. ayetindeki “zinaya yaklaşmayın” buyruğuyla, yukarıdaki ayetlerde bildirdiği kurallara dikkat edilmesini, önce bu tedbirlerin uygulanmasını istemektedir.

Eldeki belgeler, zinanın çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmesinin ve yasaklanarak faillerine cezai müeyyideler getirilmesinin, çok eski medeniyetlerden beri var olduğunu göstermektedir.

Sümer, Asur ve Babilliler’de zinanın cezası:

Zina suçu ve cezası, “Hammurabi Kanunları”nda da yer almakta olup, M.Ö. 1792-1750 yılları arasında hüküm sürmüş olan Babil kralı Hammurabi’nin yaptığı bu yasalar, o dönemde ittifak hâlinde olduğu ve içinde Asur Krallığı’nın da bulunduğu 15 ülkede uygulanmış olmalıdır. Bu yasaların kaynağı ise, daha önceki kent toplumlarına yüzyıllar boyunca yol göstermiş olan Sümer hukukudur. (Ana Britannica; c:14, s:385)

Hammurabi Kanunları

Madde; 129:

Eğer bir adamın karısı bir başka erkekle yatarken yakalanırsa onları bağlayıp suya atacaklar. Eğer kadının kocası yaşatırsa, kral da yaşatacak.

Madde; 130:

Eğer bir adam, başka bir adamın babasının evinde oturan karısını zor kullanıp koynunda yatırırken yakalanırsa, o adam öldürülecek, kadın özgür kalacaktır.

Tevrat’ta zinanın cezası:

Levililer: 20/10, 14:

10 “Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

11 Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü hak etmişlerdir.

12 Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Rezillik etmişler, ölümü hak etmişlerdir.

13 Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir.

14 Bir adam hem bir kızla, hem de kızın anasıyla evlenirse, alçaklık etmiş olur. Aranızda böyle alçaklıklar olmasın diye üçü de yakılacaktır.

…………

20 “Amcasının karısıyla cinsel ilişki kuran adam, amcasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de günahlarının bedelini ödeyecek ve çocuk sahibi olmadan öleceklerdir.

21 Kardeşinin karısıyla evlenen adam rezillik etmiş olur. Kardeşinin namusunu lekelemiştir. Çocuk sahibi olmayacaklardır.

Tesniye; 22/20-29:

13 “Bir adam bir kadın alır, yattıktan sonra ondan hoşlanmazsa,

14 ona suç yükler, adını kötüler, `Bu kadınla evlendim ama onunla yatınca erden olmadığını gördüm` derse,

15 kadının annesiyle babası kızlarının erden olduğuna ilişkin kanıtı alıp kapıda görevli kent ileri gelenlerine getirecekler.

16-17 Kadının babası ileri gelenlere, `Kızımı bu adamla evlendirdim ama o kızımdan hoşlanmıyor` diyecek, `Şimdi kızımı suçluyor, onun erden olmadığını söylüyor. İşte kızımın erden olduğunun kanıtı!` Sonra anne-baba kızlarının erden olduğunu kanıtlayan yatak çarşafını ileri gelenlerin önüne serip gösterecekler.

18 Kent ileri gelenleri de adamı cezalandıracaklar.

19 Ceza olarak ondan yüz gümüş alıp kadının babasına verecekler. Çünkü adam İsrailli bir erden kızın adını kötülemiştir. Kadın adamın karısı kalacak ve adam yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.

20 “Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa,

21 kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. Babasının evindeyken fuhuş yapmakla İsrail`de iğrençlik yapmıştır. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

22 “Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail`den kötülüğü atacaksınız.

23 “Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

25 “Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam öldürülecek.

26 Kıza hiçbir şey yapmayacaksınız. Çünkü kızın ölümü hak edecek bir günahı yoktur. Bu, komşusuna saldırıp onu öldüren adamın davasına benzer.

27 Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.

28 “Eğer bir adam nişanlı olmayan erden bir kızla karşılaşır, tutup onunla yatarsa ve bu ortaya çıkarsa,

29 kızla yatan adam kızın babasına elli gümüş verecek. Kıza tecavüz ettiği için onu karı olarak alacak ve yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.

30 “Kimse babasının karısını almayacak, babasının evlilik yatağına leke sürmeyecektir.”

İncil’de zinanın cezası:

Yuhanna; 8/1-11:

İsa ise Zeytin dağına gitti. 2Ertesi sabah erkenden yine tapınağa döndü. Bütün halk O`nun yanına geliyordu. O da oturup onlara ders vermeye başladı. 3-4Din bilginleri ve Ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa`ya, «Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı» dediler. 5«Musa, Yasa`da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?» 6Bunları İsa`yı sınamak amacıyla söylüyorlardı; O`nu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı.

İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. 7Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, «Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!» dedi.
8Sonra yine eğildi, toprağa yazmaya koyuldu. 9Bunu işittikleri zaman, başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp İsa`yı yalnız bıraktılar. Kadın ise orta yerde duruyordu. 10İsa doğrulup ona, «Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?» diye sordu. 11Kadın, «Hiçbiri, efendim» dedi. İsa, «Ben de seni yargılamıyorum» dedi. «Git, artık bundan sonra günah işleme!»

İslam’da zinanın cezası:

Furkan; 68-71:

68-71.Ve işte Rahmân’ın kulları, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar. Allah’ın haram ettiği canı öldürmezler. –Ancak hak ile öldürürler.– Zina da etmezler. –Ve kim bunları yaparsa, günahla karşılaşır. Kıyâmet günü azabı kat kat olur ve orada, alçaltılarak sürekli olarak kalır. Ancak tevbe eden, iman eden ve sâlihi işleyenler bunun dışındadır. İşte Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ve Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Ve her kim tevbe eder ve sâlihi işlerse, kesinlikle o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.–

Nur; 2:

2.Zina eden kadın ve zina eden erkek, hemen her birini yüz kamçı ile kamçılayın, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah dininde sizi, onlara acıma duygusu tutmasın! Ve mü’minlerden bir grup onların cezalandırılmasına tanık olsun.

“Celde”, ete geçmemek üzere, yalnız deriyi etkileyecek şekilde vurmak demektir. (……..) Allah’ın, uygulamasını halkın huzurunda ve suçlulara acınmadan yapılmasını emrettiği zina cezasının, sadece kürk ve palto gibi kalın olanlar haricinde, giysiler çıkartılmadan uygulanması gerekir.

Furkan suresinin 68-71. ayetlerinden anlaşılacağı üzere, bu suçtan tövbe eden (pişman olup maddî ve manevî cezasına razı olan) kimseleri Allah bağışlamakta ve onların kötülüklerini iyiliğe dönüştürmektedir. Nitekim Nur suresinde Rabbimiz, zina etmiş Müslümanları dışlayıp onları hakir görmeyi, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıp onlarla evlenmeyi yasaklamayı ve onları zina eden biriyle veya bir müşrikle evlendirme yoluna gitmeyi haram kılmıştır:

Nur; 3:

3.Zina eden erkek, zina eden veya ortak koşan bir kadından başkası ile evlenmiyor; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya ortak koşan erkek evleniyor. Ve bu; böyle bir evlilik kuralı, mü’minlere haram kılınmıştı.

Not: Bir mümin kadının, zina etmiş bile olsa, bir müşrikle evlenmesi Bakara suresinin 221. ayetinde haram kılınmıştır.

Eşcinsel erkeklerin cezası:

Nisa; 16:

16.Sizlerden cinsel sapıklık eden iki er kişi, hemen her ikisine de eziyet edin. Eğer tevbe ederler de düzeltirlerse artık onlardan mesafeli durun. Şüphesiz Allah, tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı verendir, çok merhamet edendir.

Görüldüğü gibi, eşcinsel ilişkide bulunan erkeklere verilecek ceza; dil ve el ile eziyetten ibarettir. Eziyetin niteliği ayette açıklanmadığı için, cezanın günün şartlarına göre ayarlanması söz konusudur. Nitekim fakihler bu konuda birçok görüş üretmişlerdir. Ancak, bu konuda kamu otoritesinin görevi sadece ceza tatbiki değildir. Bize göre ayetteki “uslanırlarsa” ifadesi, bu kimselerin kamu otoritesi tarafından tedavi ve ıslah edilmelerini, yani uslanmaya teşvik edilmelerini öngörmektedir.

Eşcinsel kadınların cezası:

Nisa; 15:

15.Kadınlarınızdan aşırılığa gidenlere/ cinsel sapıklık edenlere, kendinizden onların aleyhine hemen dört şâhit getirin; şâyet onlar şâhitlik ederlerse, artık o kadınları, ölüm onlara geçmişte yaptıklarını ve yapması gerekirken yapmadıklarını bir bir hatırlattırıncaya ya da Allah onlara bir yol kılıncaya kadar evlerde tutun.

Not: Fahişe; kötülüğü gayet açık olan davranış, aşırı derecede edepsizlik demektir. Genellikle yasal olmayan cinsel ilişkiler için kullanılır.

Ayetin bildirdiğine göre eşcinsel ilişkide bulunan kadınların cezası; evde gözetim altında tutulmaktır. Bu ceza, onların kendi başlarına serbest dolaşmalarının engellenmesi anlamına gelmektedir. Kamu otoritesince tedavi ve ıslah edilmeleri için uğraşılması gereken bu kadınlar evlendikleri veya uslanıp bu işten vazgeçtikleri takdirde cezadan kurtulurlar.

 Hakkı YILMAZ