شريعةŞeriat, sözlükte “suya giden yol” demektir. Yani “İnsanların ve hayvanların su içmek için suyun bulunduğu yere gittiği yol” demektir. Ki açık, belli olan yol; yolun görünen kısmı demektir.

Bugün de Araplar caddeye “ شارعŞâri’” derler.

Kur’ân-ı Kerîm’de biri “şeriat” olmak üzere “ شŞ  رR  عA” kökünden türemiş isim ve fiiller beş yerde geçer.   (Mâide/48; A’raf/ 163; Şûrâ /13, 21; Câsiye /18.

13Allah, dinden Nuh’a yükümlülük olarak ulaştırdığı şeyi, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Mûsâ’ya ve İsa’ya yükümlülük olarak ulaştırdığımız şeyi yaşam yolu yaptı: “Dini hayata geçirin, ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Senin kendilerini davet ettiğin şey, ortak koşan kimselere ağır geldi. Allah, dilediğini kendine seçer ve kalpten yöneleni de o davet edilene kılavuzlar. (Şurâ/ 13)

18Sonra da seni Allah’ın Kendine özgü işlerinden apaçık bir yol haritası/ toplu yaşam ilkeleri sahibi yaptık. Artık sen, ona uy, bilmeyen kimselerin boş-iğreti arzularına uyma. (Casiye/18)

Bu ayette Rasülüllah’a da bir yol haritası verildiği; artık sadece ona uyması, bilgisizlere uymaması gerektiği bildirilmektedir.

Tek doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Başka yollar ise insanı uçuruma götüren yollardır.

Sözcüğün öz anlamı ve ayetteki ifadeler dikkate alındığında Şeriat,

“ الشريعة ما شرع الله لعباده من الدينEşşeriatü ma şerallahü liıbadihi mineddin (Allah’ın, kulları için koymuş olduğu kurallar bütünü)” olarak tanımlanır.

Şeriatı, kulları için Allah koymuştur.

Şeriat, dini ilkelerin, yasaların tamamıdır.

Bu anlamla kelimenin kökündeki “su kaynağına götüren yol” anlamı arasında semantik bir ilişki vardır. Su kaynağına götüren yol, canlıların yaşamlarını, hayatta kalmalarını sağlıyorsa Allah’ın ŞERİAT kapsamında gönderdiği yasalar, ilkeler de insanların dünya ve ahirette mutluluğunu sağlar. İNSANLARA HAYAT SUNAR.

Bu itibarla şeriat, Hak din yani İslam dini ile eş anlamlıdır. Ne var ki şeriat ve şer‘ kavramları klasik kaynaklarda tarih boyunca din kavramından daha çok kullanılmıştır.

Bu sözcük, zamanla “açık ve doğru kurallar, yerleşik kanunlar bireysel ve toplumsal hayatı düzenleyici din esaslı kurallar” veya “bu nitelikte kural koymak)” anlamında kullanılır oldu.

Türkçemizde de  مشروعmüşru (yasal- legal) ve  غير مشروعgayrimeşru (yasal olmayan- illegal) sözcükleri kullanılır.

Emevîler’den itibaren İslâm devletlerinde ikili hukuk oluşturuldu:

Şer‘î hukuk

 ve örfî hukuk

Örfî hukuk, özellikle kamu hukuku alanında olmak üzere şeriatın aksini öngörmediği ve kamu yararının gerekli kıldığı konularda devlet başkanlarınca yapılan düzenlemelerden ibaret olarak tanımlansa da zamanla Şer’i hukuk buharlaştı. Başka bir ifadeyle Emevi hukuku\ Şer’i hukuku yuttu, yok etti.