عون AVN -İNAYET- معاونة MUAVENET – نصر NASR –نصرة NUSRET
Arapçada “yardım” anlamına gelen iki kelime vardır: “AVN ve نصر NUSRET.
a) “عون AVN”, yardım etme, destek verme, işi kolaylaştırma anlamındadır. (Tüm lügatlerde.)
Bu sözcükle yardım, genellikle bir zorluğu aşmak veya bir işi tamamlamak için istenir. Yardımı alan kişi de o işin içindedir ve yardım eden kişi ona ek güç sağlar. Tek başına yapılması zor olan bir işte birine “omuz vermek” gibidir.
Şöyle de diyebiliriz, bu sözcükle istenen ve yapılan yardım bir işi yapabilmek için ihtiyaç duyulan enerji ve imkân desteğidir.
“عون Avn” sözcüğünün türevlerinden olan “معاونة muavenet”, bireysel yardımın ötesinde, yardımlaşma dernekleri, kooperatifleri, yardım sandıkları, yardım fonları gibi her türlü kurum ve araçlar ile yapılan yardımı içerir.
Geçmiş yıllarda barış ortamında halkın katkılarıyla alınmış gemilere “معاونة muavenet” ismi verilmiştir.
Kur’an’ımızdan bu sözcükle ilgili birkaç örnek:
Kehf/ 95:
Haydin siz bana kuvvetle (فَاَعٖينُونٖي) yardım edin de
Furkan/ 4;
Ona başka bir topluluk da bunun için (اَعَانَهُ )yardım etmiştir
Maide/2:
….. Ve “iyi adamlık” ve Allah’ın koruması altına girme üzerinde (تَعَاوَنُوا)yardımlaşın, zaman kaybına neden olan şeyler/ hayırda ağırda alma/ zarar verme/ kusur oluşturma ve düşmanlık üzerinde (لَا تَعَاوَنُوا)yardımlaşmayın.
نصر NASR- نصرة NUSRET
b) “نصر NASR” sözcüğü kadim lügatlerde, “عَوْنُ المَظْلُوْمِ avnül mazlum, إعانةُ المَظْلومِ inayetül mazlum; yani mazluma yardım etmek mazluma destek vermek” şeklinde açıklanır. Ki bu sözcükle istenen yardım, bir düşmana, bir rakibe veya bir zulme karşı verilen üstünlük ve koruma yardımıdır.
Bu yardımın içinde mutlaka bir çekişme, engel veya düşman vardır. Birini bir tehlikeden kurtarmak veya rakibine karşı galip gelmesini sağlamak söz konusudur.
“نصر Nasr ve نصرة nusret” sözcükleri , genellikle savaşlar, hukuki mücadeleler veya bir zalime karşı hak arama süreçlerinde kullanılır. “Nasrullah” (Allah’ın yardımı/zaferi) ifadesi, engellerin aşılıp mutlak galibiyete ulaşılmasını ifade eder.
Eğer biri bize saldırıyorsa ondan kurtulmak için “نصر nasr, نصرة nusret” sözcüğüyle yardım isteriz. Birine zulmediliyorsa ona “nasır” (yardımcı) olmuş oluruz.
Özetle “نصر nasr” “نصرة nusret” bir rakibe veya engele karşı sağlanan galibiyet, üstünlük ve kurtuluş desteğidir.
Kur’an’da 158 kez yer alan “نصر nsr” kökünün tüm türevleri bu anlamdadır.
Birkaç örnek:
Bakara/ 214:
“نَصْرَ اللّٰهِ Allah’ın yardımı ne zaman?” derlerdi. –Dikkat edin! Gerçekten نَصْرُ اللّٰهِ Allah’ın yardımı pek yakındır.–
Bakara/ 250:
وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَۜ kâfirler toplumuna; senin ilâhlığını, rabliğini bilerek reddedenler topluluğuna karşı bize yardım et!”
Bakara/ 286:
فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ Ve de kâfirler toplumuna; Senin ilâhlığını, rabliğini bilerek reddeden toplumlara karşı yardım et bize”
Âl-i İmrân/ 13:
وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهٖ Ve Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir.
Mü’minûn/ 26:
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي بِمَا كَذَّبُونِ Nuh: “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.
Rûm/ 47:
وَكَانَ حَقاًّ عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنٖينَ Mü’minlere yardım da, Bizim üzerimize bir hak idi.
Avn veنصر nasr sözcüklerinin arasındaki fark, yardımın niteliği, amacı ve kime karşı yapıldığı ile ilgilidir. Klasik Arapça ve Kur’an terminolojisinde bu ayrım oldukça belirgindir.
ÖZETLE:
Ağır bir taşı kaldırmaya çalışırken birinin size yardım etmesi “عون avn”dır (Yardımlaşma).
Sizi dövmeye çalışan birine karşı birinin gelip sizi savunması ve onu durdurması “نصرة nusret”tir
Çanakkale Deniz Savaşlarında büyük bir başarı göstermiş olan mayın gemisinin adı “نصرة NUSRET” idi.