MAĞARA- الْغَار ĞAR
Tevbe/40 SEVR MAĞARASI KONUSU MAĞARA- الْغَار ĞAR إِلاَّ تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ اثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِي الْغَارِ/ 40 ِ إِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهِ لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ اللّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُواْ السُّفْلَى وَكَلِمَةُ اللّهِ هِيَ الْعُلْيَا وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ Tevbe/40 40Eğer siz, […]
ZEBANİ
ZEBANİ Ayette geçen Zebânî (tekili; zibniye), “defediciler” demektir. Araplar bu sözcüğü “polis” anlamında kullanırlar.[1] Ayette konu edilen zebanileri GENELLİKLE cehennemdeki işkenceci, güçlü, kaba melekler olarak kabul edildi. Bunun nedeni “ لَنَسْفَعاً Lenesfean” sözcüğünün kıraatinden kaynaklandı. Sözcük “ لَنَشْفَعَنَ leneşfeanne” diye okununca ve yukarıda takdim ettiğim ayetler dikkate alınınca konu edilen defedicilerin KUR’AN AYETLERİ OLDUĞU ortaya […]
Kuran Sözlüğü
A ACUZ ÂDEM ÂDEM’İN CENNETİ ADALET AVF AHD-MİSAK AHLAK AHSEN-İ TAKVİM ÂKİF-İTİKÂF AKR ÂLEM ALLAH VE ”BİZ” ZAMİRİ İSTİRCA (ALLAH’A DÖNÜŞ) ALLAH’IN BELÂLANDIRMASI ALLAH’IN EVİ-BU EV ALLAH’IN KEYDİ(ALLAH TUZAK KURAR MI?) ALLAH’IN YAKINLIĞI ALLAH’IN YARATIŞINI/ÖLÇÜLENDİRDİĞİNİ BOZDURMAK ALTI GÜN/ALTI DEVRE A‘RÂF ve ASHAB-I A‘RÂF ARAB- A‘RÂB A’RAB ARAFAT ARŞ ARŞ’I TAŞIYANLAR ARŞI TAŞIYAN SEKİZ (!) ASA […]
ZÜLKARNEYN
Kehf/ 83- 98. âyetlerden oluşan necmde Zülkarneyn’den bahsedilir. Necmin girişindeki “Ve sana Zülkarneyn’den soruyorlar” ifadesinden anlaşıldığına göre, Resulullah’a Zülkarneyn ile ilgili bir soru yöneltilmiş ve kendisinden bu konuda bilgi istenmiştir. Bu soruya cevabı Rasülüllah değil bizzat Allah vermiştir. Ayetlerden anlaşıldığına göre Rabbimizin bu soruyu yöneltenlere ve o topluma onların bildiği, sorduğu, öğrenmek istediği Zülkarneyn’i değil […]
ZULM
ظلم Zulm: “bir şeyi, aslında olması gereken yerin dışına koymak” demektir. Aslı, “Kurdu sürüye çoban etti” deyiminden gelmektedir. İşkence, sınırı aşmak, maksattan meyletmek, cahillik, inançsızlık, fiziki ve ruhi karanlıklar bu sözcükle ifade edilir.[1] Âyette geçen Biz gerçekten zâlimlermişiz! ifadesindeki zulm, insanın kendi kendisine ettiği zulümdür. Yani yaptığı en büyük yanlıştır. Kur’ân’ın birçok âyetinde daha […]
ZUHRUFU’L-KAVL
“Zuhruf” aslında “altın” demektir. Sonradan genel olarak “ziynet, süs” anlamında kullanılır olmuştur.[1] Buna göre, “zuhrufu’l-kavl” deyimi de “sözün süslenmişi, yaldızlı sözler” demektir. Gerçekten de tarihe bakıldığında, Hakk’a çağıran elçilere karşı halkı kışkırtıp galeyana getirenlerin çoğunlukla yalanlarını edebî sanatlarla süsleyen şairler olduğu görülmektedir. Yüzlerce tanımı yapılmış olan şiir, kısaca “bir benzetme sanatı”dır. Şiir hiçbir zaman “gerçek” […]
ZORAKİ İMAN
Allah’a, Allah’ın peygamberlerine ve ahiret gününe iman etmeyen bir kimse, eğer ölüm anında, ölümün şiddetleri kendisine gelip çattığı ve ilâhî azabı kesinkes görüp hissettiği zaman iman ederse, bu imana “iman-ı ye’s” veya “iman-ı be’s [zoraki iman]” denir. Zoraki iman: 1- Hayatta iken karşılaşılan felâketler karşısında, 2- Ölüm anında, 3- Kıyamette ve kıyamet sonrası dirilişte […]
ZİYNET
Zînet, “güzelleştirmeye, güzel ve çekici göstermeye, hoşlanacak hâle getirmeye yarayan süs” demektir, ki sözcük Kur’ân’da, hem olumlu hem de olumsuz olarak bu anlamda kullanılmıştır. Şeytânın, inkârcılara, kötü amellerini güzel-hoş gösterdiğini bildiren En‘âm/43 ve Enfâl/48 âyetleri ile Kârûn’un, kavminin karşısına zîneti ile çıktığını bildiren Kasas/79 âyeti, sözcüğün olumsuz anlamda kullanılışına birer örnektir. Olumlu anlamda kullanıma örnek […]
Zİ’L KURBA
7,8Allah’ın, o kent halkından, Elçisi’ne verdiği fey’ler [savaşmadan zahmetsizce elde edilen gelirler], içinizden yalnız zenginler arasında devlet; gücün getirdiği refah olmasın diye Allah’a, Elçi’ye, yakınlık sahiplerine; göç eden fakirlere –ki onlar, Allah’ın armağan ve rızasını ararken yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah’a ve Elçisi’ne yardım ederler. İşte onlar, doğruların ta kendileridir–, yetimlere, miskinlere, yolcuya aittir. Elçi, […]
ZİKR
” الذّكرZİKR” sözcüğünün sözlük anlamı “bir şey için korumak; anmak, hatırlamak, hatırdan çıkarmamak, akla gelenin hazır hale getirilmesi, öğüt almak, unutmamak, ibret almak” demektir. (Lisan, Tac, el Müfredat; zkr mad.) Sözcük, gerek “zikr” mastarı ve gerekse diğer tüm türevleri olarak Kur’an’da hep bu sözlük anlamıyla kullanılmıştır. Ayrıca bu anlam ekseninde vahyin (Kur’ân’ın ve Tevrat’ın) de […]