KADR SÛRESİ
MEKKE DÖNEMİ
Necm: 45
1Şüphesiz Biz, değerli sayfalar içindeki Kur’ân’ı Kadr gecesinde indirdik.
2Kadr gecesi nedir; sana ne bildirdi/öğretti?
3Kadr gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4,5Haberci âyetler,[i] içlerindeki ruh; can katan, canlı tutan güçleriyle[ii] Rablerinin izniyle/ bilgisi gereği, o şafak sökene kadar/aydınlığa kavuşuncaya kadar iner dururlar; her bir işten.
–Selâm!–[iii]
(25/97, Kadr, 1-5)
[i] Bkz. 54 nolu not.
[ii] Âyette geçen ruh sözcüğünün esas anlamı, “can”dır. Sözcük “vücuh” ifade eden, yani hakikat ve mecâz olarak birçok anlamda kullanılabilen bir sözcüktür. Ansiklopedik anlamda ruh, genel olarak “varlığın maddî olmayan boyutu ya da özü” olarak tarif edilmiştir. Ruh sözcüğü, yukarıda verdiğimiz hem sözlük hem de ansiklopedik anlamlara uygun olarak, “manevî benlik” ve “can” kavramları ile eş anlamlı kabul edilmiştir. Geniş anlamda “canlılık, duygu” demek olan ve ayrıca “karakter” anlamına da gelen ruh sözcüğü, mecâzen “bir şeyin özünü, en önemli ve en can alıcı noktası”nı ifade eden bir anlam taşımaktadır. Meselâ pasif kimseler hakkında kullanılan “ruhsuz” sıfatı, sözcüğün geniş anlamına, “meselenin bütün ruhu buradadır” şeklindeki deyimleşmiş cümle de, mecâz anlamına birer örnek teşkil eder. Sonuç olarak, yukarıdaki anlamlar etrafında “ruh” ile ilgili yüzlerce deyim üretilmiştir.
Ruh sözcüğünün geleneksel dinî terim anlamı, çok genel bir ifadeyle “bedensel varlığı yaratıldıktan sonra Allah tarafından üflenmek sûretiyle insana kazandırılan canlılık” şeklinde tanımlanmaktadır.
Ruh sözcüğü Kur’ân’da “ilâhî esinti, vahy/bilgi” anlamında kullanılmıştır, geleneksel anlamdaki ruh ile alakası yoktur. Kur’ân’da bahsedilen ruh [ilâhî esinti, vahiy], sadece “bilerek ve isteyerek bu ruha sahip olan ve onu hayatına geçiren ferd ve toplumlara anlamlı bir canlılık veren, onları kokuşmaktan koruyan bir şey”dir.
[iii] Buradaki selâm ifadesi, cümle yapısı gereği, “yaşasın, mutluluk, kurtuluş, esenlik” demektir.