“ ثوابSevab” sözcüğünün kökü “ثs وv بb”dir. Bu sözcüğün fiil formunun anlamı, “gittikten sonra geri dönmek” demektir. “Kişi gittikten sonra geri döndü”, “filan kişi ası iken Allah’a döndü, yani itâatkar bir kul oldu”, ayrıca hastalanmış kişi, iyi olduğunda onun için de “kişi hayata döndü” denir.
Bu sözcük, Arap diline “kuyudaki suyun kullanılıp, içilip veya sulama yapıldıktan sonra eksilen suyun tekrar geri gelmesi olayı”ndan girmiştir. İlk Araplar bu olaya “ثَوَبَsevebe” demişlerdir.
Bu sözcüğün “ثوابsevap” formu isim olarak “gittiği yere dönüş yapma” demektir. Yani arının bal yapmak için kovanından gidip geri dönerek bal yapmasına da sevap denir.
Din/hukuk literatüründe “ثوابSevap” kelimesi, her ne kadar iyiliğin karşılığı olarak bilinse de aslında iyiliğin ve kötülüğün kişinin eylemine karşılık geri dönen sonuç”a isim olmuştur.
Sevap sözcüğü kötü davranışın karşılığı için de kullanılır
Muttaffifin/36
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Ve Maide/ 60
Biz yapılan iyi işlerden Allah’ın bize döndüreceği karşılığa “sevap” diyoruz. (TAC – LİSAN)
Kur’ân’da (AL-İ IMRAN/ 145, 148, 195 Nisa/ 134, Kehf/ 31, 44, 46, Kasas/ 80, Bakara/ 103, 125, Maide/60, Hacc/ 19, İnsan/21, Müddessir/ 4) bu kökten türemiş farklı formlarda on sekiz sözcük yer alır.
Yine bu kökten türemiş “ثَوْبSevb (çoğulu ثِيابsiyab)” sözcüğü de keten, pamuk, ipek vs’den yapılan elbise demektir. Elbiseye bu ismin verilmesi, sözcüğün öz anlamı eksenindedir. Yani bedenden çıkarılıp tekrar giyilmesinden dolayıdır.
Müddessir/ 4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
Elbiseni (kişiliğini) lekeleme; temiz tut,
Ve Hacc/ 19, İnsan/ 21, Kehf/ 31.
مثابMESAB – مثابةMESABET – مثوبةMESUBET
“ثوبSevb” kökünden türeyen (“ مثوبةmesûbet” ve “ مثاباًmesaben” formları (ism-i mekan kalıbı) da gidilip tekrar dönülen mekan demektir.
Bakara/ 125:
وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً
125Ve Biz, bir zaman bu Beyt’i/ilk yapılan okulu, insanlar için bir sevap kazanma/ dönüş yeri ve bir güven yeri yapmıştık.
Burada sürekli gidilip sonra dönüp gelinen yer anlamındadır ki Hacc yapıldıktan sonra oradan gidilir sonra tekrar hacc için oraya geri dönülür.
Ecr ve sevabın farkı:
“ اجرEcr, اُجرةücret” sözcüğü; ücret verilecek kişinin işi yapmasından evvel belirlenir. “Sevab” ise yapılan işten sonra söz konusu olur.
Siccil سِجّٖيلٍ
“ من سجّيل Min siccil” Hûd/ 83’te عِنْدَ رَبِّك “Rabbinin katı” olarak tefsir edilmiştir.
Siccil, anlam olarak “Hâkimlerin hükümlerini kaydettikleri kütük” demektir. Kelimenin öz anlamı da “Su dolu kova” demektir. Bu niteleme, Necm suresindeki “ دلوdelv” sözcüğünün açıklanmasında görüldüğü gibi; Allah’ın kelam sıfatını; vahyin kaynağını ve gönderdiği -göndereceği mesajları ifade eder.
“ دلوdelv” sözcüğünü, vahiyle ilgisi nedeniyle biraz daha açarsak:
- Necm suresi/8de yer alan “ تدلّىtedellâ” fiili, “delv” kökünden gelmedir. “ دلو delv”, “kovanın sarkması” demektir. Sözcüğün “ تدلىtedellâ” kalıbı (aslı “ تدلو tedelleve’dir) “ تقعلtefeu’ul” babıdan olup, “sürekli olarak kova sarktı” anlamı kazanmıştır.
- Sürekli kova sarkması, aynı Kadir suresindeki “ تنزلtenezzelü (sürekli, arka arkaya iner)” ifadesiyle de eş anlamdadır. Ve sürekli kovanın inişi, vahyin necm necm; parti parti, grup grup inişinden kinayedir. Yani, “Elçiye kova kova; kovalar dolusu ayetler indirdi durdu/vahyetti” anlamındadır.
“حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍ Hıcaretin min sicciyl” ile Hûd ve Hicr surelerinde konu edilen şey de; elçilerin Lût kavmine tebliğ ettikleri; sağlam, onlara özgü Allah’tan gelen ayetler/vahiylerdir,
Sonuçta“ دلوDelv” sözcüğü de سجّيل siccil ile aynı anlamdadır. Çünkü her iki sözcükle de konu edilen; nitelenen Allah’tan gelen ayetler/vahiylerdir.