Öz olarak “Çölde konar göçer olarak yaşayan BEDEVİ  ARAPLAR”  demektir.

Bazı dil bilimciler الأعراب A’rab sözcüğünün  (topluluk ismi) cins isim olduğunu ve tekilinin olmadığını,  عربarab sözcüğünün de  çoğulunun “  عرباعArbaü…. “ şeklinde geldiğini söylerler.

Bizim kanaatimize göre ise  اعرأبA’rab söz sözcüğü,  عربarab sözcüğünün doğrusu olan “ عُربurb” sözcüğünün çoğuludur. Aynı  اعرافA’raf sözcüğünün “ عُرفurf” sözcüğünün çoğulu olduğu gibi.

Gerçi İbn-i Manzûr Lisan’da bu görüşü naklettikten sonra fasih kullanışta   عربىA’rabiy sözcüğünün  çoğulunun   اعرابA’râb ve اعارب  e‘ârîb olduğunu kaydeder. (LİSAN)

اعرابA’rab sözcüğü Kur’ân’da on yerde geçer:

Tevbe/90,

90Bedevi Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve Elçisi’ne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Bunlardan Kâfirlere; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden biri olan kimselere, yakında çok acıklı bir azap dokunacaktır.

Tevbe/97-

97Bedevi Araplar, Allah’ın ilâhlığına ve rabliğine inanmama ve münâfıklık bakımından daha çetin; Allah’ın, Elçisi’ne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye/ öğrenmemeye daha yatkındırlar. Allah da, en iyi bilen, en iyi ilke koyandır.

Tevbe/99,

99Yine bedevi Araplardan kimi de vardır ki onlar, Allah’a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi’nin destekleri sayar. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah, onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.

Tevbe/101,

101Ve yanınızda bedevi Araplardan münâfıklar var. Medîne halkından da münâfıklığa iyice alışmış olanlar var. Onları sen bilmezsin. Biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba döndürüleceklerdir.

Tevbe/120;

120,121Medîne halkı ve bedevi Araplardan civardakiler için, Allah’ın Elçisi’nden geri kalmaları ve O’nun canından evvel kendi canlarını düşünmeleri olacak şey değildir. İşte bu, Allah yolunda isabet eden her susuzluk, her yorgunluk ve her açlık, kâfirleri; Allah’ın ilâhlığını ve Rabliğini bilerek reddedenleri öfkelendirecek olması,

ayak bastıkları her yer ve düşmana karşı elde ettikleri her başarı karşılığında kendilerine kesinlikle sâlih bir amel yazılmış olması,

Allah yolunda yaptıkları küçük ve büyük her harcama ve geçtikleri her vadi karşılığında, kesinlikle kendileri için, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah’ın kendilerini ödüllendirmesi yazılmış olması sebebiyledir. Şüphesiz Allah, iyilik-güzellik üretenlerin ödülünü kaybetmez.

Ahzâb /20;

20Onlar, birleşik düşman birliklerini gitmedi sanıyorlardı. Eğer düşman birlikleri gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp sizin haberlerinizden sormayı isterler. Ve eğer onlar içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.

Feth /11,

11Bedevi Araplardan geri bırakılmış; sizinle gelmemiş olanlar, sana yakında, “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti/alıkoydu. Hadi Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile” diyeceklerdir. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah, size bir zarar dilediyse veya bir yarar dilediyse O’na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Tam tersi Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

Feth/ 16;

16Bedevi Araplardan, geri bırakılmış olanlara de ki: “Siz, yakında çok kuvvetli bir topluma karşı çağırılacaksınız, onlarla savaşırsınız veya onlar Müslüman olurlar. Artık, eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verir. Ama önceden yan çizdiğiniz gibi yine yan çizecek olursanız sizi acıklı bir azap ile azaplandırır.”

Hucurât/14

14Bedevi Araplar, “İnandık!” dediler. De ki: “Siz İnanmadınız, ama ‘Eslemna [sağlamlaştırdık/kendimizi sağlama aldık]!’ deyin; iman henüz kalplerinize girmedi. Ve eğer Allah’a ve Elçisi’ne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi size eksiltmez.” Gerçekten Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir!

Yukarıdaki ayetlerin mesajına bakarsak: A‘râb kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok yerdeki kullanılışının zihinlerde bıraktığı imaj cahil, görgüsüz, katı ve inatçı, iki yüzlü, samimiyetsiz insan tipidir.

Anlaşılan hepsi aynı değildir.  Kur’ân-ı Kerîm’de, iman edip de hayırlı işlere yardımcı olan Bedevî Araplardan da övgüyle bahsedilmiştir:

Tevbe/99

99Yine bedevi Araplardan kimi de vardır ki onlar, Allah’a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi’nin destekleri sayar. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah, onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.