113. NASR SÛRESİ
GİRİŞ Adını ilk âyetinde geçen ve mü’minlere Allah’ın yardımını bildiren نصر[nasr] kelimesinden alan sûrenin, Medîne’de 113. sırada (son sûre olarak) indiği kabul edilir. Sûreye, “İzâcâe sûresi” adı verildiği gibi, –Veda haccı esnasında inmiş olması nedeniyle– “Tevdi sûresi” de denilir. Bu sûre, İslâm’ın geniş bir coğrafyaya yayıldığı, Mekke’nin fethedildiği, Müslümanların güçlendiği, müşrik ve münâfıkların bellerinin kırıldığı […]
112. TEVBE SÛRESİ
GİRİŞ Adını, 102-118. âyetlerde detaylı olarak geçen “tevbe” konusundan alan sûrenin, Medîne’de 112. sırada indiği kabul edilir. 113 ve 128-129. âyetlerin Mekkî olduğuna dair görüşler de vardır.[1] İçerisinde bulunan farklı konular nedeniyle bu sûre; Berâe, Tevbe, Mukaşkışe, Mübasire, Müşerride, Muhziye, Fâdıha, Müsîra, Hâfira, Münekkile, Müdemdime ve Azâb sûresi olarak da isimlendirilmiştir.[2] Sûre, İslâmî hacc’daki bildiri […]
111. MÂİDE SÛRESİ
GİRİŞ Adını 112. âyetteki مائدة[mâide/sofra] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 111. sırada indiği kabul edilir. İçeriğinden anlaşıldığına göre Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra, hicret’in 6. yılında veya 7. yılın başlarında vahyolunmuştur. Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ sûrelerinde olduğu gibi; ferdî, ictimaî, siyasî ve ahlâkî birçok ilkenin söz konusu edildiği bu sûrede de, organize olmuş, kendi devletlerini kurmuş, kurumlarını […]
110. FETİH SÛRESİ
GİRİŞ Adını 1. âyetteki قتح[feth] sözcüğünden ve bu sûrenin ana konusu olan Mekke’nin fethinden alan sûrenin, Medîne döneminde 110. sırada indiği kabul edilir. Târih kayıtlarına göre bu sûre, hicret’in 6. yılında Hudeybiye Barış Antlaşması sonrasında Medîne’ye dönüşte inmiştir. Sûrede, birtakım hayırlı hâdiselerin [Hayber ve Mekke’nin fethi] müjdesi verilir, mü’minlerin ölünceye kadar Allah yolunda cihad edeceklerine […]
109. CUMA SÛRESİ
GİRİŞ Adını 9. âyetteki الجمعة[el-cumu‘a] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 109. sırada indiği kabul edilir. Âyetlerde gönderme yapılan konulara göre ilk 8 âyetin, hicrî 7. yılda ve muhtemelen Hayber fethinde yahut biraz sonra nâzil olduğu, son 3 âyetin de hicretten kısa bir zaman sonra nâzil olduğu söylenebilir. Bu sûre ilk önce Allah’ın sübhân oluşu; evrendeki her […]
108. SAFF SÛRESİ
GİRİŞ Adını 4. âyetteki صفّ[saff] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 108. sırada indiği kabul edilir. İçeriğinden, Uhud savaşı’na yakın bir dönemde; Hudeybiye barışı ile Hayber’in fethinden hemen önce nâzil olduğu anlaşılmaktadır. Allah’ı tanıtarak başlayan sûre, mü’minlere, imanlarının gerektirdiği şekilde hareket etmeleri, mal ve canlarını Allah yolunda harcamaları yönünde emirler içerir. Ayrıca sûrede, Allah’ın, peygamberlerini hidâyet ve […]
107. TEĞÂBÜN SÛRESİ
GİRİŞ Adını 9. âyette geçen تغابن[teğâbün] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 107. sırada indiği kabul edilir. Bununla birlikte Mekkî, bir bölümünün Mekkî bir bölümünün Medenî olduğunu söyleyenler de vardır.[1] Sûrede Allah değişik sıfatlarıyla tanıtılır, âhireti yalanlayan müşriklere âhiretle ilgili uyarılarda bulunulur. Temel konusu iman, Allah’a itaat ve güzel ahlâk olan sûrede, Allah’a ve Elçisi’ne itaat edip […]
106. TAHRÎM SÛRESİ
GİRİŞ Adını 1. âyetteki تحرم[tuharrimu] ifadesinin mastarı olan تحريم[tahrîm] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 106. sırada indiği kabul edilir. Sûrede ilk önce bir davranışı nedeniyle Rasûlullah ikaz edilmekte, sonra Rasûlullah’a, eşleri ile kendisi arasında geçen bir hâdise açıklanmakta ve buna bağlı olarak da Rasûlullah’ın eşleri tehdit edilmektedir. Ayrıca, mü’minlerin kendilerini ve yakınlarını cehennemden korumaları, içtenlikle tevbe […]
105. HUCURÂT SÛRESİ
GİRİŞ Adını 4. âyetteki الحجرات [el-hucurât/odalar] sözcüğünden alan sûrenin, Medîne’de 105. sırada indiği kabul edilir. Rasûlullah’ın yakın çevresinde cereyan eden birtakım olaylar nedeni ile Medîne döneminin sonlarında nâzil olduğu anlaşılan sûrede; ictimaî ve siyasî kaideler, ahlâk ve nezaket kuralları öğretilerek mü’minlere olaylar karşısında duyarlı ve ihtiyatlı olma direktifi verilir. O nedenle sûre, “Ahlâk sûresi” olarak […]
104. MÜCÂDELE SÛRESİ
GİRİŞ Adını 1. âyetteki تجادلك [tücâdiluke/seninle tartışan kadın] ifadesinin تجادل [tücâdilu/tartışan] fiilinden alan sûrenin, Medîne’de 104. sırada indiği kabul edilir. Sözcük, kadına izafe edilerek sûreye, مجادِلة[Mücâdile/Tartışan Kadın] de denilir. Sûrede, bir kadının şikâyeti üzerine câhiliye Araplarında yaygın olan zıhâr âdeti konu edilerek buna ait hüküm belirtilir ve câhiliye dönemi uygulamaları kaldırılır. Ayrıca, ziyaret ve meclislerdeki […]