Bakara/221’de “ أمَةemetün” şekliyle tekil olarak geçen sözcük; genelde “sahiplenilmiş, mal yerine geçen, hür olmayan kadın köle;” anlamında ele alınmıştır. Araştırmacılar bu sözcüğün kökünü tespitte gerekli dirayeti gösterememişler ve bunun sonucu olarak da İslam dini ile kölelik arasında bir bağ kurmuşlardır. Hâlbuki İslam dini köleliği; kadınıyla erkeğiyle tümden ve kökten ortadan kaldırmıştır.

Kur’ân’da “köle”,  عبد/عباد sözcükleri ile ifade edilir. Konu edilen köleler de Mü’minlerin köleleri değil Mü’min olmayanların elindeki kölelerdir.

Bu durumda  “ أمَةemetün” sözcüğü ile عبد/عباد sözcükleri arasında bir anlam farkı olması gerekir. Nitekim Nur/32’de  عبادibad ve  إمًائكم imat sözcüklerinin ayrı ayrı yer alması; bunu doğrulamaktadır.

َاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ﴿32﴾

Âcizane tespitlerimize göre “ أمَةemetün” sözcüğü “ وV- ا E- م M” kökünden gelmedir. Bu sözcüğün öz anlamı, “MUVAFAKAT KARŞILIKLI RIZA İLE ANLAŞMA” demektir.

Bu sözcük yapısal olarak Sarf ilmine göre MU’TELL’dir. Yani bünyesinde harfi illet barındırmaktadır. Harfi illet sözcüğün ilk harfinde bulunmaktadır. Böyle sözcüklere de “MİSAL” ismi verilmektedir.

Misal gurubundaki sözcüklerin çoğunda mastarlarının başındaki harfi illet “ وv” harfi kaldırılıp sözcüğün sonuna vav’dan bedel olarak “ ةt” harfi getirilir.

Örneğin:

وصفVasıf = صفةsıfat,   وعد va’d = عدةdet,  وصلvasıl = صلةsıla,  وجهvech =  جهة cihet,  وهبvehb = هبةhibe  , ودى vedy= ديةdiyet ,  وسعvesa=  سعةseat,   وسن  vsn=  سنة sinet,  وثقvsg =  ثقةsigat.

امةEmet sözcüğünün çoğulu Mushaflarda Nur/32’de “ إما~كمimaüküm”  olarak yer alır. Bu sözcük “اماتكم  emetüküm veya    إماتكم imetüküm” diye de okunabilir.

Netice sözcüğün öz anlamı, çaresizlikten, imkânsızlıktan kendilerini barındıracak, besleyecek birilerinin emrine; hizmetine gönül rızasıyla, karşılıklı anlaşarak girmiş olan kadınlardır. Bunu bir kişiye bir aileye yamanma, kapılanma, eteğine yapışma olarak ifade edebiliriz. Bunlar kesinlikle alınan, satılan köle değildirler.

Bu tarz uygulama, tüm dünyada geçmişten Kur’ân’ın indiği döneme kadar uygulanan sosyal bir olaydı.

Köleliğin tarihi çok eski zamanlara dayanmaktadır. “İnsanlık kadar eskidir” dense yeridir.

 

Kitab-ı Mukaddes’ten anlaşıldığına göre; o dönemlerde insan kendisini satarak köleleştirebiliyor; borcunu ödemeden ölen kişinin; borcu ödeyecek terekesi yoksa alacaklılar vârislerini köleleştirebiliyor; hatta kişi, öz kızını köle olarak satabiliyormuş.

Levililer 25. Bab; 39. cümle:

39 Aranızda yaşayan bir kardeşin yoksullaşır, kendini köle
olarak sana satarsa, onu bir köle gibi çalıştırmayacaksın.

 

Çıkış 21. Bab; 7:

Ve eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, o, kölelerin çıktığı gibi çıkmayacaktır.

II.Krallar 4. Bab; 1-7:

… ve alacaklı iki çocuğumu kendisine köle olsunlar diye onları almaya geldi.

Sonuç olarak,“ أمَةemetün”  sözcüğünün öz anlamı dikkate alındığında; Bakara/221 ve Nur/32. ayetlerinin meallendirilmesi aşağıda gösterildiği gibi olmalıdır.

Bakara221Ve ortak koşan kadınları, iman edinceye kadar nikâhlatmayın/ evlendirtmeyin. İman etmiş, gönül rızasıyla, sizinle anlaşarak himayenize; hizmetinize girmiş kadın, –sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da– ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Ortak koşan erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlatmayın/ evlendirtmeyin; iman etmiş bir erkek köle, –sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da– ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Ortak koşanlar ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi bilgisi ile cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, öğüt alıp düşünürler diye insanlara âyetlerini ortaya koyar.

Nur32Ve sizden eşi olmayanları, erkek kölelerinizden ve gönül rızasıyla, sizinle anlaşarak himayenize; hizmetinize girmiş kadınlarınızdan iyi olanları evlendirin. Eğer bunlar, fakir oluyorlarsa, Allah Kendi fazlından onları zenginleştirir. Şüphesiz ki Allah, bilgisi ve rahmeti geniş ve sınırsız olandır, en iyi bilendir.