ME‘ÂRİC SÛRESİ
MEKKE DÖNEMİ
Necm: 363
1-3Bir isteyen, “yükselme zamanları” sahibi Allah’tan, kendisini savacak kimsenin olmadığı; engellenemeyen, kâfirlere; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimselere özgü, ‘olacak azab’ı istedi.
4Haberci âyetler ve vahiy, miktarı elli bin yıl olan bir gün içinde O’na yükselir/ yeryüzünden çekilir.
5O hâlde sen, güzel bir sabır ile sabret.
6,7Şüphesiz Biz, olacak azabı çok yakın görürken, onlar onu çok uzak görüyorlar.
8-10O gün gök erimiş bir maden gibi olur. Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur. Ve bir sıcak; yakın dost bir sıcak; yakın dosta sormaz.
11-14Birbirlerine gösterilmiş oldukları hâlde suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye/kurtulmalık versin sonra da kendini kurtarabilsin ister.
15-18Kesinlikle o suçlunun düşündüğü gibi değil! O, sırtını dönen ve yüz çevireni, toplayıp da kasada yığanı çağıran, kavurup soyan, alevlenen bir ateştir.
(79/70, Me‘âric/1-18)
Necm: 364
19-21Şüphesiz insan dayanıksız ve huysuz oluşturulmuştur; kendisine kötülük dokundu mu sızlanır. Kendisine hayır dokundu mu/ kendisi varlıklı kılındığında da küçük bir yardımı bile engeller.
22Ancak “salâtçılar” [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmayı; toplumu aydınlatmayı ilkeleştirmişler] bunun dışındadır.
23Salâtçılar ki salâtlarını [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olmalarını; toplumu aydınlatmayı] sürdürenlerdir.
24,25Ve salâtçılar, kendi mallarında, isteyen ve istemekten utanan yoksullar için belli bir hak olan kimselerdir.
26Ve salâtçılar, ceza gününü tasdik ederler.
27Ve salâtçılar, Rablerinin azabından korkanlardır.
–28Şüphesiz Rablerinin azabından güvende olunmaz.–
29-31Ve salâtçılar, ırzlarını koruyanlardır. –Ancak eşleri veya sözleşmelerinin sahip oldukları[i] hariçtir. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar. Artık ötesini isteyenler; işte onlar sınırı aşanların ta kendileridir.–
32Ve salâtçılar, emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.
33Ve salâtçılar, şâhitliklerini yerine getirirler.
34Ve salâtçılar, salâtları [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma ilkeleri] üzerine korumacıdırlar.
35İşte bu salâtçılar, cennetlerde ağırlanırlar.
(79/70, Me‘âric/19-35)
Necm: 365
36,37Şimdi kâfirlere; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden o kimselere ne oluyor da, her yandan, grup grup boyunlarını uzatarak sana doğru koşuyorlar?
38Onlardan her biri, bir nimet cennetine girdirileceğini mi umuyor?
39Kesinlikle onların düşündüğü gibi değil! Biz, onları bildikleri şeyden oluşturduk.
40,41Artık hayır. Doğuların ve batıların Rabbine kasem ederim ki Biz, onların yerine kendilerinden daha hayırlı olanları getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Ve Biz, önüne geçilenler değiliz.
42Sen onları hemen bırak da, vaat edilen günlerine kavuşuncaya dek boşa uğraşsınlar ve oynayadursunlar.
43O gün onlar, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. Sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi.
44Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri aşağılığa bürünmüş bir hâlde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!
(79/70, Me‘âric/36-44)
[i] Bkz. 303 nolu not.