MÜZZEMMİL SÛRESİ
MEKKE DÖNEMİ
Necm: 10
1-4Ey evine kapanan kişi![i] Geceleyin –kısa bir süre hariç; bazen gecenin yarısı bazen bundan biraz eksilt bazen de buna biraz ekle– kalk görev yap. Kendine indirilmekte olan Kur’ân’ı da tebliğ ederken düzgünce düzene koy! 5Şüphesiz Biz, senin üzerine çok ağır bir söz/Kur’ân’ı bırakacağız.
6Gecenin yeni oluşum etkinliği/ zihinsel verimi, rahat rahat çalışabilme bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir. 7Şüphesiz gündüzde senin için uzun bir uğraşı vardır.[ii] 8Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O’na yönel! 9O, doğunun ve batının; tüm yönlerin Rabbidir. O’ndan başka, tanrı diye bir şey yoktur. Bu nedenle O’nu vekil[iii] et; “tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan” olarak tanı! 10Onların söylediklerine/ söyleyeceklerine de sabret. Ve güzel bir ayrılışla onlardan ayrıl, 11Beni ve o nimet sahibi yalanlayıcıları başbaşa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
(3/73, Müzzemmil/1-11)
Not:
Surenin 12- 20. ayetlerinin ilk bölümle alakası yoktur. Onlar iki Necm haline olup daha sonraki zamanlarda inmiştir. Okurken bu husus göz ardı edilmemelidir.
Necm: 11
12Kesinlikle Bizim yanımızda bukağılar; ayaklarından bağlayacağımız demir halkalar ve cehennem var. 13Boğazdan zor geçen bir yiyecek, can yakıcı bir azap var. 14O günde ki; yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.
(3/73, Müzzemmil/12-14)
Necm: 12
15Şüphesiz Biz, Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi, size, üstünüze tanık olan bir elçi gönderdik. 16Ama Firavun, elçiye isyan etti de Biz de onu korkunç bir tutuşla tutuverdik. 17Buna rağmen eğer küfrederseniz; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çeviren o günden nasıl korunacaksınız? 18Gök bile o günün şiddeti ile parçalanır. O’nun yerine getirmek için verdiği söz gerçekleşmiştir. 19Şüphesiz ki yukarıda anlatılanlar, Kur’ân bir öğüt vericidir/ düşündürücüdür. Onun için, dileyen Rabbine doğru bir yol edinir.
(3/73, Müzzemmil/15-19)
Necm: 13
20Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin gecenin üçte-ikisinden daha azını, yarısını, üçte-birini ayakta geçirmekte olduğunu biliyor. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyledir. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlar. Sizin bu işi kolaylıkla yapamayacağınızı bildi de sizin için bu görevi hafifletti. O hâlde Kur’ân’dan kolay geleni öğrenin-öğretin! Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah’ın fazlından bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O hâlde ondan kolay geleni öğrenin-öğretin! Salât’ı [mâli ve zihinsel destek; toplumu aydınlatma kurumlarını] kurun/ayakta tutun,[iv] zekat’ı; Allah’ın dininin yayılması, ayakta tutulması, salâtın ikame edilebilmesi için müminlerin iman borcu; kulluk görevi olarak içtenlikle verdiği vergiyi[v] verin! Güzel bir ödünçle Allah’a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan af dileyin! Hiç kuşkusuz Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.[vi]
(3/73, Müzzemmil/20)
[i] Âyetin orijinalindeki müzzemmil sözcüğünün anlamı, “elbiseye veya herhangi bir şeye bürünen” demektir. Deyim olarak sözcük; “uykuya hazırlık, iç giysileri, pijamaları giyip yatağa yatmak, yorganı üstüne örtmek, kendi hâlinde yaşamak, kimsenin etlisine-sütlüsüne karışmamak” demektir. Biz Mealde ikinci deyim anlamını tercih ettik.
[ii] Bu görev, coğrafî ve kültürel koşullar gereği, sosyal ve kültürel hizmetlerin gece yürütüldüğü bir topluma göredir. Arap coğrafyası dışındaki mü’minler, dini hizmet vazifelerini gece-gündüz demeden, bulundukları coğrafyaya göre toplumlarındaki en uygun zamanlarda yapmalıdır.
[iii] Vekil, “canlı-cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan” demektir.
[iv] Bkz. 121 nolu not.
[v] Bkz. 114 nolu not.
[vi] Bu âyet Medîne dönemi âyetlerindendir. İniş zamanı tam olarak bilinmiyor. Mushaf’ı tertip edenler bu âyeti, ilk inen âyetler arasında tertip etmişlerdir. Bizim kanaatimize göre bir necm halindeki bu ayetin (necmin) yer Tevbe suresinin 106. Ayetinin arkasıdır; yani 712,713. Necmlerin arasıdır. Bu âyette mü’minlerin görevlerinin Allah Elçisi ile aynı olmadığı, mü’minlerin görevinin daha hafif olduğu, ilâhî ilkelerin kullara yük olmayacağı bildirilmektedir.