السّامرى – Sâmirî sözcüğü, tıpkı الامّى – ümmî = anakentli, مكّى – Mekkî = Mekkeli, الرّومى – rûmî = Romalı sözcükleri gibi Sâmirli demektir. Buna göre “Sâmir” ya bir ülkenin, ya bir kentin, ya da bir kavmin [oymağın] adıdır. Buna dair elimizde kesin bir bilgi bulunmamasına rağmen biz bu sözcüğün “Sümer” sözcüğünden bozulmuş olduğu kanaatine sahibiz. Sâmirî sözcüğü, Tevrât’ta “Sâmiriye” şeklinde geçmektedir:

Omri, Şemer adlı birinden Samiriye Tepesi’ni iki talant gümüşe satın alıp üstüne bir kent yaptırdı. Tepenin eski sahibi Şemer’in adından dolayı kente Sâmirîye adını verdi.[1]

Sâmirî sözcüğünün “Sümer” sözcüğünden bozulmuş olduğu varsayımına dayanarak ve yukarıdaki Tevrât cümlesini dikkate alarak İsrâîloğulları’nı yoldan çıkaran Sâmirî hakkında şu yorumu yapmak mümkün olabilir: Sâmirî, İsrâîloğulları arasına karışmış olmasına rağmen, aslen Mezopotamya’dan Mısır’a göçmüş ve hâlâ asaletlerini koruyan Sümerli guruplara mensup birisidir.

 

[1] Kitab-ı Mukaddes/ 1. Krallar, 16.24