1. Kur'an'a göre Allah zamandan münezzeh midir? El-Evvel ve El-Âhir isimleri ne anlama gelir?
Evet, Kur’an’a göre Allah zamandan münezzehtir. Bunu “El-Evvel” ve “El-Âhir” isimlerinin anlamında görürüz. Allah için kullanılan “El-Evvel” sıfatı, “hiçbir şey yokken var olan” anlamına gelir ve O’nun başlangıcı olmadığını (Ezeliyetini) ifade eder. Zıttı olan “El-Âhir” ise “her şey yok olduktan sonra da var olmaya devam edecek olan” demektir. Bu iki zıt ifadenin bir arada kullanılması, zaman kavramını topyekûn ortadan kaldırır ve Allah’ın zamanla kayıtlı olmadığını gösterir.
2. Kur'an'a göre Arş'ı melekler mi taşıyor? Hâkka Suresi'ndeki '8 melek' ifadesinin gerçek anlamı nedir?
Bu ifadenin “sekiz melek Allah’ın tahtını taşır” şeklinde birebir çevrilmesi, Allah’ı bir cisim gibi düşünüp O’na bir mekan atfetmek olur ki bu, Kur’an’daki Allah inancıyla çelişir. Konuyu doğru anlamak için “Arş”, “taşımak” ve “sekiz” kavramlarının gerçek anlamlarına bakmak gerekir:
Arş: Fiziksel bir taht değil, “idare merkezi, egemenlik makamı” demektir.
Arş’ı Taşımak: Fiziksel bir eylem değil, “Allah’ın egemenliğine, varlığına ve birliğine tanıklık etmek” demektir.
“Sekiz” (Semaniye) Meselesi: Ayette geçen ifadenin asıl anlamı, kıyamet gününde yok edilen eski varlıkların yerine yaratılan yeni varlıklar, yani bedeller olacaktır. Dolayısıyla arşı taşıyacak olanlar “sekiz melek” değil, bu yeni yaratılmış varlıklardır.
3. Kur'an'daki müteşâbih (anlamı kapalı) ayet ne demektir? Bakara Suresi'ndeki sığır kıssası ne anlatıyor?
Müteşâbih ayet, ilk bakışta birden çok anlama gelebilen veya benzeşen kelimeler içerdiği için tevil edilmesi, yani derin anlamının açıklanması gereken ayet demektir. Kur’an’ın kendi kendini açıkladığına en güzel örneklerden biri ise Bakara Suresi 67-71. ayetlerde anlatılan “sığır kesme” kıssasıdır. Kıssada özellikleri sayılan sığırın, aslında bir hayvanı değil, İsrailoğulları’nın o dönemdeki paraya ve zenginliğe olan tapınmalarını simgeleyen altını tarif ettiği anlaşılır. Asıl emir, sığır kesmek değil, altına olan bu tapınmayı “boğazlamalarıdır”.
4. İslam'da kadın ve erkek eşit midir? Kur'an'a göre cennette kadınlara ne vadediliyor?
Evet, İslam’a göre kadın ve erkek kulluk, sorumluluk ve alacakları karşılık açısından eşittir. Allah katında üstünlük cinsiyetle değil, yalnızca takva (Allah’a karşı sorumluluk bilinci) iledir. Fiziksel farklılıklar, görev paylaşımı içindir, üstünlük için değil. Cennet tasvirlerindeki “huri” gibi ifadeler ise dişil formdaki çoğul kelimelerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanır; bu ifadeler cinsiyet belirtmez, her iki cins için de geçerli olan ideal arkadaşları ve cennetin niteliklerini tanımlar. Ahirette dünyadaki anlamıyla bir cinsiyet olmayacaktır ve herkese canının çektiği her şeyin verileceği vadedilmiştir.
5. Kur'an'a göre dua etmek için belirli bir zaman veya mekan var mıdır?
Hayır, Kur’an’a göre dua etmek için belirlenmiş özel bir zaman veya mekan yoktur. Yunus Suresi’nde geçen “insanın yan yatarken, otururken ve dikilirken dua etmesi” ifadesi, insanın hayatının her anında ve her durumunda Allah’a yönelebileceğini ve O’nu anabileceğini gösterir. “İşim var, meşgulüm” gibi bahaneler Allah ile bağ kurmaya engel değildir.
6. Kur'an'da bir ayet başka bir ayeti geçersiz kılar mı? Ayetlerin hükmünün kalkması (nesh) ne demektir?
Hayır, Kur’an içinde bir ayetin başka bir ayetin hükmünü kaldırması (nesh etmesi) diye bir durum söz konusu değildir. Kur’an’da geçen “nesh” kavramı, Allah’ın daha önceki ümmetlere (örn: İsrailoğulları) gönderdiği yöresel ve geçici şeriat hükümlerini kaldırıp, yerine evrensel olan Kur’an ilkelerini getirmesidir. Kur’an’ın bütün ayetleri kıyamete kadar geçerlidir.
7. Dini nikâh (imam nikâhı) Kur'an'da var mı? Resmi nikâh yeterli değil midir?
Kur’an’da “imam nikâhı” diye özel bir nikâh türü yoktur. Nikâh; evlenmelerinde sakınca olmayan iki kişinin, şahitler huzurunda ve mehir (erkeğin kadına verdiği güvence bedeli) belirlenerek yaptıkları bir evlilik sözleşmesidir. Önemli olan, zinanın tersine, evliliğin alenî (topluma açık) olması ve nesep, miras gibi hukuki sonuçları için kamu otoritesi tarafından kayıt altına alınmasıdır. Resmi nikâh bu kayıt işlemini yerine getirir.
8. Allah adil ise dünyada neden bu kadar eşitsizlik ve adaletsizlik var?
Bu durum bir çelişki değildir. Allah’ın adaleti, mutlak eşitlikten ziyade “kıst” yani hakkaniyet ve orantılılık ilkesine dayanır. Allah, rızık, zekâ, ömür gibi konularda insanlar arasında farklılıklar yaratmıştır. Bunun sebebi birilerini üstün kılmak değil, “insanların birbirlerine işlerini gördürmesi” yani sosyal hayatın ve iş bölümünün devam etmesidir. Allah’ın asıl adaleti, hesap gününde herkesi kendisine verdiği imkan ve nimetlere göre sorumlu tutmasıdır. 20 yıl yaşayandan 20 yılın, zenginden de zenginliğinin hesabı sorulacaktır.
9. Kur'an'a göre şehit kime denir? Allah yolunda ölmekle şehitlik aynı şey midir?
Bu iki kavram Kur’an’da farklıdır. Şehîd, “bir konuda en derinlemesine bilgiye sahip olan ve bu bilgiye tanıklık eden kimse” demektir. Dini bağlamda ise şehit, Allah’ın varlığına ve birliğine ilmiyle tanıklık eden bilgindir ve bu, hayattayken ulaşılan bir mertebedir. Allah yolunda öldürülenler ise Kur’an’da ayrı bir kategoride anılır ve onlara büyük mükafatlar vadedilir, “onlara ölüler demeyiniz” denir; ancak Kur’an bu kişiler için “şehit” ifadesini kullanmaz.
10. Halifelik Kur'an'da var mı? Halife ne demektir?
Hayır, bugün anlaşılan siyasi-dini liderlik anlamında bir halifelik kurumu Kur’an’da yoktur. “Halife” kelimesi, “birinin ardından gelen, yerine geçen” (halef) demektir. Kur’an’da bu kelime iki bağlamda kullanılır:
- Hz. Davut için: Kendisinden önceki hükümdarın yerine geçtiği için ona “halife” denilmiştir. Bu, “Allah’ın halifesi” olduğu anlamına gelmez.
- İnsanlık için: İnsan türünün, yeryüzünde kendisinden önce var olmuş ve yok edilmiş başka toplulukların yerine getirildiğini ifade etmek için çoğul olarak (“halaif”) kullanılır.
“Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” veya “Allah’ın halifesi” gibi anlayışlar, Allah’a ait yetkileri insanlara atfeden ve sonradan ortaya çıkmış şirk unsurları içeren yaklaşımlardır.
11. Hacca gitmek kimlere farzdır? Kur'an'daki gerçek Hac anlayışı nedir?
Kur’an’a göre hacc, bugünkü anlaşıldığı gibi turistik bir ziyaret değildir. Hac, dünyanın dört bir yanından seçilmiş, liyakat sahibi (bilgili, bedenen güçlü) Müslümanların, Mekke’de, “Makam-ı İbrahim”de (İbrahim’in görev yaptığı yerde) ileri düzeyde bir ilahiyat ve liderlik eğitimi almalarıdır. Amaç, oraya gidenlerin birer “İbrahim” bilincine ve duruşuna sahip olarak toplumlarına dönmesidir. Bu eğitime katılacak kişilerin masrafları bireysel olarak değil, tüm dünya Müslümanlarının ortak bütçesinden karşılanmalıdır. Dolayısıyla hacc, parası olanın yaptığı bir ibadet değil, ümmetin en layık olanları seçip gönderdiği kurumsal bir eğitim faaliyetidir. Ayette geçen “yoluna gücü yeten” ifadesi de bireyin maddi gücünü değil, ümmetin bu organizasyonu yapabilme gücünü ifade eder.
12. İnanmayanların (ateist, deist) yaptığı iyilikler ahirette geçerli midir?
Yapılan her güzel işin bir değeri olmakla birlikte, bu amellerin ahirette kurtuluşa vesile olması için Kur’an iki temel şart koşar: Allah’a ve ahiret gününe iman etmek. İman olmadan yapılan güzel işler, kişinin cennete girmesini sağlamaz ama cehennemdeki azabının hafiflemesine vesile olabilir. Cennete girmek, amellerin bir hakkı değil, imana karşılık Allah’ın bir lütfudur.
13. Kur'an'da geçen hikmet ne demektir? Hikmet, Peygamberin sünneti olabilir mi?
Hayır, hikmet Kur’an’dan ayrı, peygambere verilmiş gizli bir bilgi veya sünnet değildir. “Hikmet” kelimesinin kök anlamı, “engel olan alet” demektir (atın gemi gibi). Sosyolojik anlamda ise hikmet, toplumda zulmü, fesadı ve kargaşayı engelleyen kanunlar, yasalar ve ilkelerdir. Kur’an, kendisinin bu hikmetleri içerdiğini belirtir ve İsra Suresi 23-39. ayetler arasını buna örnek gösterir.
14. Kur'an'da neden "azabı müjdele" gibi ifadeler kullanılır? (Tehekküm sanatı)
Bu, Arap edebiyatında “tehekküm” adı verilen bir sanattır; uyarı amaçlı kullanılan bir tür ironi veya alaydır. Tıpkı, parasını sorumsuzca harcayan birine “Gözün aydın, iflas etmişsin!” demek gibidir. Cümlede önce “müjdele” kelimesi kullanılarak dinleyenin dikkati çekilir, ardından asıl mesaj olan “azap” verilerek uyarının etkisi artırılır.
15. Allah Kur'an'ı koruduysa, Tevrat ve İncil neden tahrif edildi?
Allah, Hicr Suresi 9. ayette “Zikr’i Biz indirdik, onu Biz koruyacağız” buyurur. “Zikir” (öğüt) sadece Kur’an’ın değil, Tevrat ve İncil gibi önceki vahiylerin de ortak ismidir. Dolayısıyla Allah, tüm vahiylerinin özünü (tevhid inancı, ana ilkeler) korumuştur. Bu koruma, her yeni peygamberin bir önceki dindeki bozulmaları düzeltip vahyin özünü yeniden saf haline getirmesiyle sağlanmıştır. Kur’an, kendisinden önceki tüm vahiylerin özünü içinde barındıran, onları düzelten ve tamamlayan, korunmuş son “Zikir”dir.
16. Zekât ile sadaka arasındaki farklar nelerdir? Zekât ve vergi aynı şey midir?
Bu iki kavram Kur’an’a göre farklıdır:
Zekât: Kişinin imanının bir gereği olarak, kendini ve malını arındırmak için gönüllü olarak verdiği “iman vergisi”dir. Zekât alınmaz, verilir.
Sadaka: Devletin veya kamu otoritesinin, vatandaşlarına sunduğu hizmetler karşılığında aldığı vergidir. Sadaka alınır. Kamu gelirlerinin nereye harcanacağı Tevbe Suresi 60. ayette belirtilmiştir.
17. Şeytan (İblis) bir melek miydi? Neden Allah'a isyan etti ve cezası ne olacak?
Kur’an’a göre İblis, ateşten yaratılmış bir cindir, melek değildir. Meleklerin iradesi yoktur, isyan edemezler. İblis’in “isyanı” ise, insanın iç dünyasını anlatan temsili bir anlatımdır. Allah’ın emrine karşı gelmesi, programlandığı “endirekt tepki” verme yetisinden kaynaklanır ve iradi bir seçim değildir. Bu yüzden ahirette cezalandırılmaz, aksine günahkârları Cehenneme atmakla görevlendirilir.
18. Cemaatle namaz kılarken kendi kişisel dualarımızı edebilir miyiz?
Namaz (dua ve yakarış) son derece kişisel bir eylemdir ve bir başkasının (imamın) vekâletiyle yapılan dua Kur’an’ın ruhuna uygun değildir. Ancak, bütün toplumu ilgilendiren büyük felaketler (savaş, kıtlık vb.) gibi olağanüstü durumlarda, herkesin derdi ortak olduğu için toplu halde, koro halinde yakarışta bulunulabilir. Bunun dışındaki kişisel istekler için yapılan namazlar şahsidir.
19. İntihar etmek günah mıdır? Kur'an intihar hakkında ne diyor?
Evet, günahtır. Kur’an, Nisâ Suresi 29. ayette “kendinizi öldürmeyin” diyerek intiharı açıkça yasaklar. Bedenimiz ve canımız bize ait bir mülk değil, Allah’ın bir emanetidir. Ancak, ağır bir bunalım veya akli dengeyi bozan bir hastalık gibi iradeyi ortadan kaldıran bir durumda yapılan intiharda kişinin kendisi sorumlu tutulmaz. Bu durumda asıl sorumluluk, o kişiye yardım etmeyen toplumundur.
20. "Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım" sözünün aslı var mıdır?
Hayır, bu sözün Kur’an’da veya güvenilir kaynaklarda hiçbir aslı yoktur. Bu ve benzeri ifadeler, Peygamberi beşer üstü bir varlık haline getirip ilahlaştırmak ve bu yolla dini yozlaştırmak için sonradan uydurulmuştur. Kur’an, Peygamberi “sadece bir müjdeleyici ve uyarıcı” olarak tanıtır, âlemlerin yaratılış sebebi olarak göstermez.
21. Kur'an'a göre hangi yiyecekler haramdır? Balık eti veya deniz ürünleri helal midir?
Kur’an, yenmesi haram olan yiyecekleri dört ana kategoride açıkça belirtir: Leş (kendiliğinden ölmüş hayvan), domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler ve akıtılmış kan. Buradaki kilit ifade “akıtılmış kan”dır. Balık ve diğer birçok deniz ürününde “akıtılmış kan” bulunmadığı için bu yasağın kapsamına girmezler. Kur’an’daki genel ilke, “temiz ve hoş (tayyibat) olan şeylerin helal” olmasıdır.
22. Hz. Muhammed'in en büyük mucizesi nedir? Kur'an'a göre mucize nedir?
Hz. Muhammed’in en büyük ve tek mucizesi, Allah’tan kendisine vahyedilen Kur’an’ın kendisidir. Kur’an, “Kendilerine okunan Kitab’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” (Ankebût, 51) diyerek asıl mucizenin kendisi olduğunu vurgular. Mucize olması, okuma-yazması olmayan bir insanın, 23 yıl boyunca edebi, hukuki ve felsefi olarak eşsiz ve çelişkisiz bir kitabı insanlığa sunabilmesidir.
23. Dünyada neden bu kadar çok din var? İnanç farklılıklarının sebebi nedir?
Kur’an’a göre, insanlar başlangıçta tek bir inanç birliği içindeydi. İnançların farklılaşmasının temel sebebi, insanların “azgınlıkları” (bağy), çıkarcılıkları ve kıskançlıklarıdır. İnsanlar ve toplum liderleri, zamanla dünya malına ve gücüne olan düşkünlükleri sebebiyle, Allah’ın gönderdiği saf dinden sapmış ve kendi çıkarlarına uygun yeni kurallar, ritüeller ve inanç sistemleri uydurmuşlardır.
24. Kader nedir? Alın yazımız belli ise yaptıklarımızdan neden sorumluyuz?
Kader, Allah’ın her şeyi önceden bilmesidir; ancak bu bilgi, insanın özgür iradesini ortadan kaldırmaz. Allah, insana seçme özgürlüğü vermiş ve ona iki belirgin yolu (iyiyi ve kötüyü) göstermiştir. İnsanlar, bu yollardan hangisini seçeceklerine kendi iradeleriyle karar verirler ve bu seçimlerinden sorumludurlar. Allah’ın sonucu bilmesi, insanı o sonuca zorladığı anlamına gelmez.
25. Kadınlar peygamber olabilir mi? Kur'an'da adı geçen kadın peygamber var mı?
Evet, Kur’an’a göre kadınlar peygamber olabilir. Kur’an’da kadınların peygamber olamayacağına dair hiçbir engel bulunmamaktadır. Aksine, Allah’ın elçilerini “insanlar” arasından seçtiği belirtilir ve kadınlar da bu tanıma dahildir. Kur’an, “sana anlattığımız ve anlatmadığımız nice elçiler gönderdik” diyerek, ismini bilmediğimiz peygamberlerin de varlığını haber verir. Dolayısıyla, bu adı anılmayan elçilerin içinde kadınların da olması Kur’an’ın ruhuna tamamen uygundur.
26. Kısas ne demektir? İslam'da kan davası var mıdır?
Kısas, “adil ve denk karşılık” demektir; kan davası demek değildir ve İslam’da kan davası yoktur. Kur’an’ın “kısasta hayat vardır” ilkesi, caydırıcılığı ve adaleti sağlayarak hayatı korumayı amaçlar. Ayetteki “kadına kadın, köleye köle” gibi ifadeler, öldürülenin yerine suçsuz bir başkasının öldürülmesi değil, cezanın uygulanabilmesi için katil ile maktul arasında tam bir “denklik” olması gerektiğini belirtir. Bu denklik neredeyse imkansız olduğu için, tarafları affa veya diyete (tazminat) yönlendirerek kan davaları önlenir.
27. Hacerü'l Esved (Kara Taş) taşı kutsal mıdır? Şeytan taşlama Kur'an'da var mı?
Hayır, bu iki uygulamanın da Kur’an’da hiçbir yeri yoktur. Bunlar, İslam öncesi pagan adetlerinden dine sonradan sokulmuş ritüellerdir. Hacerü’l Esved’in herhangi bir kutsallığı yoktur. Asıl “şeytanı taşlamak” ise; insanı haktan uzaklaştıran her türlü kötü güce (cehalet, zulüm vb.) karşı ilimle, akılla ve fiili bir mücadeleyle karşı koymaktır.
28. Allah neden insanların kalbini mühürler? Kalp mühürlenmesi ne demektir?
Allah, kimsenin kalbini keyfi olarak veya zorla mühürlemez. Kur’an’daki “kalplerin mühürlenmesi” ifadesi, bir eylemin sonucu olarak ortaya çıkan bir durumu anlatır. Bir insan, kendisine sunulan delillere rağmen gerçeği bile bile inkâr eder ve bu tavrında inatla devam ederse, kendi kalbini hakikate karşı kapatmış olur. Allah’ın bu durumu onaylaması, “mühürleme” olarak ifade edilir. Yani mühürleme, bir sebep değil, kişinin kendi inkârının bir sonucudur.
29. Kur'an'a göre dağlar depremi engeller mi? Dağların yaratılış amacı nedir?
Hayır, dağların depremleri engellediği bilgisi, ilgili ayetlerin yanlış çevrilmesinden kaynaklanan bir hatadır. Kur’an’da dağların depremi önlediğine dair bir ifade yoktur. İlgili ayetlerde dağların yeryüzüne “size sofra hazırlasın diye” (en temîde bikum) yerleştirildiği belirtilir. Dağlar; su kaynaklarını depolayarak, iklimleri düzenleyerek ve zengin ekosistemlere ev sahipliği yaparak insanlar için birer “sofra”, yani rızık ve yaşam kaynağıdır.
30. Kur'an neden iniş sırasına göre düzenlenmemiştir? Mevcut Mushaf sıralaması doğru mu?
Kur’an, 23 yıllık bir süreçte, olaylara ve ihtiyaçlara göre “necm necm” (bölüm bölüm) inmiştir. Ayetlerin anlamını tam kavrayabilmek için bu iniş sırası ve bağlamı önemlidir. Elimizdeki Mushaf’ın bugünkü sıralaması ise, Peygamberimizin vefatından sonra, büyük ölçüde surelerin uzunluklarına göre yapılan bir düzenlemedir. Bu durum, Kur’an’ın içeriğinin değiştirildiği anlamına gelmez, ancak bazen konu bütünlüğünün bozulmuş gibi görünmesine neden olabilir. Bu yüzden Kur’an’ı doğru anlamak için mevcut tertibin yanı sıra nüzul sırasını da dikkate almak önemlidir.