KUREYŞ SÛRESİ

MEKKE DÖNEMİ

Necm: 51

1,2Kureyş’in güvenliği esenliği; kış ve yaz; her zamanki seferlerinde güvenlik esenlikleri için… 3,4Öyleyse kendilerini açlıktan kurtararak beslemiş olan ve her korkudan onları güvene kavuşturmuş olan, bu Beyt’in Rabbine[i] kulluk[ii] etsinler.

(29/106, Kureyş/1-4)

[i]  Bu Ev ifadesi ile kastedilen, “Beytullah” [Allah’ın evi], yani “Ka‘be”dir. Kur’ân’da Allah orası için, “evim” ifadesini kullanmıştır. Allah’ın evi ifadesi, “Allah’tan başkasına ait olmayan ev” demek olup oranın kamu mülkü olduğu anlamına gelir. Bu da, orada sosyal meseleler görüşülecek, kamusal ihtiyaçlara çözümler üretilecek, topluma ait, eğitim, öğretim yasama, yürütme gibi konularda kararlar alınacak demektir.

Bu Ev’in Rabbi: 2 numaralı notta açıkladığımız gibi rabb sözcüğü, “terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak birtakım hedeflere götüren, programlayıp yöneten” demektir.” Bu Ev’in Rabbi denilerek Rabbin “ev”e izafe edilmesi, Ka‘be’nin yapılışının ve işlevlerinin tümünün Allah tarafından programlanıp uygulandığını göstermektedir. Gerçekten de o ev, Allah adına yeryüzünde yapılmış ilk evdir, orası bereketlidir, orada bolluk vardır.

Kureyşliler, Ka‘be’ye hac ve umre için gelen binlerce insana verilen hizmetleri kendi aralarında paylaşmışlardı. Her sülâlenin belirli bir görevi vardı. Ka‘be’nin bekçiliği, bakıcılığı, hacılara su dağıtımı, hacılara yardım, hacılara para toplama, yemek yedirme, hacıların mahkemeleşmesi gibi birçok iş Kureyş tarafından yapılmaktaydı. Bu kutsal turizm, Kureyşlilere tarifi zor bir üstünlük ve saygınlığın yanında, bol kazanç da sağlıyordu. Ne var ki, Kureyşlilerin Mekke’de sürdükleri bu sefa, onların kendi gayretlerinin değil, Allah’ın Ka‘be ile ilgili plânlarının bir sonucuydu. Nitekim Allah’ın Ka‘be ile ilgili bu plânı günümüzde de yürümekte ve kutsal turizm bugün Suudî Arabistan devletini ihya etmektedir.

[ii]              Bkz. 24 nolu not.